TransAnatolia Rallisi’nin üçüncü gününde SS6 Beydağları start noktasındayım. 15:30 gibi start aldım. Parkur kolay görünüyor. Düzgün toprak yol üzerinde virajları bir bir geçerken ilk rampada Tenere biraz çekişten düştü. “Bir sorun mu var?” diye düşünürken ilk frenle sırtıma yapışan artçımı farkettim! Cemil yahu! Buraya gelirken Finike’den almıştım. İnsan ralliye artçıyla mı katılır? Fena havaya girmişim farkındayım. Oysa sadece katılımcıların fotoğraflarını çekmek, TransAnatolia Rallisi’ni izlemek için Cemil’le buluşup 3. gün start noktasına gelmiştik. Kim derdi ki kendimizi yarış parkurunda bulacağız. Gerçi ben bu adamla ne zaman bir araya gelsem, kendimi böyle garip durumlarda buluyorum. Ne demişler kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz!

Ben bu işe nasıl bulaştım?

Öğlene yakın uyandım. Aklımdan çıkmış TransAnatolia Rallisi’nin bugün bana epey yakın olan Elmalı’dan geçeceği. İnternet sitesine bağlanıp baktım LIVE TRACKING ile neredeler diye. Sistem çok karışık. Kim nerede anlamak zor. Aklımda olan, mümkün olur mu bilmem ama yarışa Tenere ile katılan Erhan Yalçın’a ufaktan destek olmak. TransAnatolia Rallisi’nin programına göre bugün Elmalı Büyüksöyle Köyü’nde, SS6 Beydağları start noktası var. Arayıp Cemil’in de kanına girdim, gidip izlemeye karar verdik. Ben yine Olympos’dan yola çıktım, O’nu Finike’den alacağım. Cemil bugün motor sürmek istemiyormuş. Hiç artçı tecrübem olmasa da biraz alıştırma yapmak adına birlikte gitmeye razı oldum. Finike’den onu aldığımda uzakta görünen dağların üzerine kara bulutlardan, yolumuzun geçeceği yollara yağmur yağdığı belli.

Yola çıkar çıkmaz da yağmur başladı. Buralara uzun zamandır yağan ilk yağmur bu. Yoldan yana akan suyun üzeri ufaktan köpüklü, belli ki yol epey kaygan. Lastikleri de yeni değiştirdim sayılır çok yol yapmadım, ıslak yol performanslarından emin değilim işin doğrusu. Diyorum ya bu Cemil’de bir şey var diye. Yağmur var, yol kaygan, lastiği tanımıyorum ve ilk artçı tecrübemde Elmalı yolunun virajlı yolunu tırmanıyorum.
Yazlık Venom file montun arasından tenime çarpıp canımı acıtarak yağan yağmura rağmen vazgeçmeden ısrarla yavaş yavaş ilerliyoruz.

İyi ki de böyle yapmışız, az sonra yağmur durdu. Tekrar güneş çıktı. Artık yol kuru ve rakımdan dolayı hava da serin.

Artçı bende gerilim yaratıyor. Her ne kadar tüm korumaları giymiş olsa da, nedense birinin sorumluluğunu almak sanırım beni geriyor. Yol yaptıkça biraz daha alışsam da tek sürdüğümde olduğu gibi rahat olamıyorum.

Start noktasına giderken…

Göltarla’ya geldiğimizde yolu kapatmışlar, yapım çalışmasına denk geliyoruz. Az ilerde dinamitle patlatma yapıyorlar sanırım. Yol kapalı, kısa bir araç kuyruğu var. Neyse ki çok sürmüyor. On beş dakikalık moladan sonra tekrar yola çıkabildik. Yaklaşık yirmi kilometre daha yol yaptıktan sonra Elmalı’ya, oradan da sağa ayrılan dar olsa da yüzey kalitesi ve manzarası çok güzel bir yoldan Küçüksöyle’ye varıyoruz. Gitmemiz gereken yer Büyüksöyle, fakat Garmin Zumo 595 burayı bulamıyor. Bakınınca küçük bir tabela gördük ve Büyüksöyle yoluna girdik. Yol az önceki yolun aksine toprak ve bozuk. Az sonra başımıza geleceklerin işareti belki.

Büyüksöyle beşyüz metre uzaklıktaymış zaten. TransAnatolia Rallisi’nin altıncı etap başlangıç noktasına ulaşıyoruz. Burada rallide görevli Cemil’in UMKE’den arkadaşları ve TransAnatolia’nın kendi görevlileri var. O arkadaşları ile sohbet ediyor ben de TransAnatolia’dan genç bir görevli bulup onu sorguya çekmeye başlıyorum.

Biz epey geç kalmışız bugün ama zaten yarışa katılım bu sene epey azmış. Ayrıca bir gün önceki parkur ve yağmur yarışmacıları çok zorlamış, bu yüzden bu etaba da katılım çok azmış. Bu etabı çok pas geçen olmuş. Son bir araç bekliyorlardı o da gelmedi. Durum hüsran. Bir Transanatolia yapıştırması bile alamadık iyi mi.
TransAnatolia Ralli değil aslında rally raid yani uzun süreli ve uzun mesafeli, dayanıklılık bazlı off-road yarışı.

Günün sıralamasını yayınlıyorum ki katılım anlaşılsın.

Ambulans ana yoldan döndü. UMKE veTransAnatolia ekibi de parkurdan giderek noktadan ayrılmaya karar verdi. İşte şeytan da burada içimize kaçtı.

Transanatolia Rally Raid Day 03 SS6 Beydağları

Ve parkura daldık…

Ekibe yol durumunu sorduk. Gidilebilecek durumda olduğunu dilersek onları takip edebileceğimizi söylediler. Onlar önde biz arkada yola koyulduk.
Yolun ilk kısımları çok düzgün. Benim köydeki evin yolu bile daha bozuktur. Bir beş yüz metre gittik gitmedik o ne! Bir katılımcı, bir rallici. Hem de motorlu? Yolun kenarında duruyor. UMKE ve yol ekibine sorun yok işareti yapıyor. Bizle de selamlaşırken bir şey söylüyor ben duymuyorum, Cemil “yok” diyor. “Ne dedi” diyince “İç lastik sordu” diyor. Hop, fren. Cemil nereden bilsin benim tam da bu an için, evden çıkarken belki Erhan’a lazımdır diye yanıma ön ve arka iç lastik, levyeler, kompresör, yağ filtresi, balata vs aldığımı.

Arkadaşın ismi Barış, tanışıyoruz. O bile şaşırıyor sıfır michelin iç lastiği görünce. Bizi ekipten sandığı için “Akşam kampta buluşuruz. Bende var bir tane daha onu veririm” diyor. Durumu anlatıp rally izlemek üzere iki meraklı oralarda dolandığımızı, diğer iç lastiğe umarız ihtiyacı olmamasını ama yanında tutmasını bu lastiğinde O’na şans getirmesini diliyoruz. Erhan’a niyet, Barış’a kısmet.

Yarışmacı bugün bizim için bir uzaylı kadar nadir bulunan bir canlı olduğu için beraber bir fotoğraf çektirip ayrılıyoruz. Hatta telefonlarımızı bile aldık yalan yok. Umarım tekrar görüşürüz.

Transanatolia Rally Raid Day 03 SS6 Beydağları

Öncü ekibimiz çoktan uzaklaşmış, izi bile yok.

Toprak ama düzgün bu yoldan ilerlemeye devam ettik. Manzara muhteşem. Aslında uzun süredir bu rotadan geçme planları yapıyordum ama hiçbir harita gittiğimiz yolu göstermiyor. Sadece uydu haritalarından takip edilebiliyor. Hatta önümde duran Garmin Zumo 595 ile bile dağların arasında yol olmadan ilerler durumda görünüyorum. İşte bu keşif hissini seviyorum. İkiye ayrılan yolda sola doğru ilerlerken Ralli güvenliği için bekleyen jandarma ekibini görüyoruz. “Başka yarışçı var mı? Siz sonuncu musunuz?” diye sordular. Evet artçı ile yarışa katılan son yarışçı benim!

Bu noktadan sonra ki tırmanış biraz zorlu. İri ve gevşek taşlı bir tırmanış. Gidon hakimiyeti epey zor. Karşıdan bir traktör gelince bu gevşek zeminin solunda dar bir alandan biraz savrularak geçmeyi başarıyoruz. Yaşadığımız en tehlikeli olay da bu diyebilirim. Rally yolları benim gözümde hep geçilmez yollarmış gibi canlanır. Belki bazı parkurlar çok zor olabilir ama bu parkurda durum öyle değil. Olayın aslı bu yolu ne kadar hızlı kat edebildiğiniz anladığım kadarıyla. Geçtiğimiz yolun bazı kısımları hariç büyük kısmını eski motorum X-Max ile bile geçilebileceğini söylesem sanırım daha iyi anlatırım durumu.

Sanırım kaybolduk…

Tırmanış devam ediyor. Bu rakımda ağaç yok sadece ufak tefek çalılar. Sağımızda kuru bir dere yatağı, bu yükseklikte bu dere yatağını olsa olsa baharda eriyen kar suları yaratmıştır. Bir vadi içerisine girdik ve karşımızda yol ikiye ayrıldı. İkisi de aynı, ikisinin de nereye gittiği belli değil. Ben sağa girdim ama emin olamayıp durdum. Nereye gittiğimizle ilgili en ufak bir ip ucu yok. İşin daha garibi navigasyonumuz Garmin Zumo kilitlenmiş! O ana kadar gidilebilecek tek yol olduğu için bakmadığımdan ne zaman kilitlendi fark etmedim bile. Dokunmatik ekran tepki vermiyor, hatta arkasındaki açma kapama düğmesi bile çalışmıyor. Arka kapağı açıp bataryanın kablosunu takıp çıkarmaya çalışıyorum. Bu esnada Cemil’de bir o yola, bir bu yola bakıyor, lastik izlerine göre tahminde bulunuyor. Üç kişilermiş, birinin sağ ayağı aksak, bu istikamete gitmişler…

Daha navigasyon açılmadan geride bıraktığımız yoldan bir araç geliyor. Renault 12 TX 80’lerden bir model. Al sana rally aracı. Durdurup selamlaşıyoruz, yaylada çobanlık yapıyormuş. Bu yolu takip edin diyor. Diğer dönmemiz gereken sapakları da söyleyip yoluna devam ediyor. Bizim tercihimizde doğruymuş aslında. Cemil arkada sıkılmış olacak o sürmek istiyor. Yer değiştirip tekrar motordayız, yola devam.

3086 metre rakımlı Kızlar Sivrisi Dağı’nı önce karşımıza alıyoruz. Yol dağa yaklaştıkça sola kıvrılıp, zirvesi sağımızda kalacak şekilde devam ediyor. Kızlar Sivrisi’nin yamacından inişe geçmeden bir “pit stop” daha yapıp gaz telini sertliğin ayarladık, asıl amacımız fotoğraf çekmekti.

Transanatolia Rally Raid Day 03 SS6 Beydağları

Artık dönüyoruz…

Yol kıvrıla kıvrıla iniyor. Bu rakımda ortalarda ağaç olmadığından çok çok uzaklara kadar yolun nereden geçeceğini görebiliyoruz. Yavaş yavaş temkinli bir şekilde bir kaç yayla evinin daha yanından geçip sonunda İmecik’e vardık. İmecik’te bir köy kahvesi buluruz birer çay içeriz diye ümitlendik ama o kadar büyük bir yer değil. Yolun İmecik’e yakın bir yerinde bir çeşme olduğunu belki bu rotayı kullanan olur diye belirteyim.

Yolun bundan sonrası asfalt. Düzgün sakin bir yol. Yol kenarında tarlalar ve arkasında çok güzel bir dağ manzarası var. İmecik’ten Avdan’a ulaşıp, sonra da Beğiş’den geçiyoruz. Sonrasında sağı Antalya, solu Finike’ye giden bir sapağa. Cemil’le tekrar yer değiştirip yola Finike istikametinde devam ettik. Elmalı’ya yaklaştıkça arka fonda Beydağları’nın olduğu yemyeşil meyve bahçeleri, üzüm bağları var. Artık ağaçların yaşayabildiği rakımlardayız.

Cemil’i motorunu bıraktığı yere ulaştırmadan birlikte bir de yemek yiyoruz. Biraz sohbet günün kritiği, memleketin durumu. Yorulmuşuz yahu.
Hava kararırken Cemil’i bıraktım. Bir süre görüşmemek üzere anlaşıp, hızla yanından uzaklaştım. Bakalım bir sonra bir araya geldiğimizde nerelerde olacağız.

Kendisi ile tanışamadık, hatta görme şansı da olmadı ama Tenere ile yolun açık olsun Erhan Yalçın!

TransAnatolia Rally Raid ile ilgili daha fazla bilgi için.

transanatolia.com

 

Aklına takılan ne varsa yazabilirsin. En kısa zamanda cevap vermeye çalışacağım.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.