Size Tenere’yi detaylı detaylı anlatmak, henüz benim harcım değil. Zaten kendini ispat etmiş, Yamaha’nın efsane bir modeli Tenere. Motoru en ufak civatasına kadar bilen kişilerin blogları da bolca mevcut. Ben de bunlardan faydalanıyorum. Benim burada sizinle paylaşmak istediğim bir süre ufak sayılabilecek otomatik vitesli scooter kullanmış biri olarak, tek silindirli ve yüksek tork gücüne sahip bu vitesli motoru kullanıp kullanamayacağım, bu süreçte yaşadıklarım olacak.

Tenere XT660

Neden aldım?

“Hayatta kullanmam, ne gerek var” derken, şartlar (aslında yollar) sonunda beni de Tenere sahibi yaptı. Yamaha X-max 250 cc. ile büyük hayallerim vardı. Belki diğer yazıları mı okuduysanız bilirsiniz, X-max ile evden çıkıp Lizbon’da bir mojito içip dönecektim! 15.000 – 16.000 km. yol yapmayı planladım, her şeyi hazırladım ama olmadı, vize alamadım. 3. başvurumu da yaptım ama hala bekliyorum. Neyse bu ayrı bir hikaye…

Vize başvuru sürecinde, ben beklemedeyken yurt içinde gezip tozmaya başladım. Bu turlarda X-max ile gezerken ana yollar dışında kalan, benim asıl gezmek istediğim ara yolların, bağlantı yollarının yurdum şartlarında ne yazık ki X-max’e uygun olmadığını anladım. Kısmen benden de kaynaklanan saptığım bazı yollarda sevgili motorum neredeyse Enduro performansı gösterip beni hiç yolda bırakmadı. Ama uzun vadede bu şekilde kullanımım, hem beni hem onu üzeceği için yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Biraz tesadüfi bir şekilde kendimi Tenere 660 sahibi olarak buldum.

Tenere XT660z

Tenere’yi almadan önce, neredeyse ulaşabildiğim tüm ilgili siteleri delice inceledim, belki yüzlerce video izledim. Kullanan arkadaşlarımla konuştum. Yine otomatik olan Honda NC750x dtc ve manuel vites Kawasaki Versys 650’de aklımı çeliyordu ama bu iki seçenek bile benim arazi isteğimi karşılamayacak gibi görünüyordu. Bu yüzden de Yamaha’da, Tenere XT660z’de karar kıldım.

Aldığım motor ikinci el. Benden önceki sahibi Aydın Bey, Abs’li 2016 model bu motoru Şubat ayında almış, kişisel sebeplerden dolayı 4600 km.’de de satmaya karar vermiş. Ben kendisiyle daha satılık ilanını vermeden, motoru Yamaha servisindeyken tanıştık. Taktırdığı alçaltma kitini beğenmemiş söktürmek için gelmişti. Koruma demiri, yan çantalar, sis farları gibi aksesuarları özenle seçmiş, benim de almak isteyeceğim tüm ekipmanı da motoruna eklemiş. Motoru tam istediğim haldeydi. Durum böyle olunca kişisel olarak da anlaşınca, motoruna bundan sonra benim binmem konusunda anlaştık.

Tenere XT660z

Benim en büyük kaygım, vitesli motoru sadece ehliyet sınavında güç bela kullanmış, buna rağmen sınavı geçmeyi başarmış biri olarak bu aracı nasıl kullanacağım şeklinde oldu. O kadar ki, trafiğe çıkıp kendim dahil kimseyi tehlikeye atmak istemediğimden aldıktan sonra eve kadar bir arkadaşım sürüp getirdi.

İlk deneyim

Yaşadığım yer bir köy ve yollar çok sakin. İlk denememde bir sorun yaşamadan ufak ufak kullanmaya başladım. Otomatik vites alışkanlığını atmak büyük sorun. Beyin bazı şeyleri size sormadan yapıyor. Deneyimli bir arkadaşımın dediği gibi, bazı şeyler ilk öğrenimde nasıl kalıyorsa o şekilde devam ediyor. İmkanı olan için özel ders almak sanırım en iyi seçenek. Benim bulunduğum yerde şu an için böyle bir şansım yok. Belki bir kaç ay sonra İstanbul’da ders almak için girişimim olacak. Bu esnada da tabii ki motora binmeyecek değilim.

Tenere XT660z

Uzun süre araştırdığım, daha önce öğrendiğim teorik bilgilerimi sonunda uygulama zamanı geldi. Motor epey yüksek (ABS’li versiyon daha alçak olmasına rağmen), binerken arka çanta yoksa ayağımı arkadan savurup kolaylıkla binebiliyorum (boyum 1.87). Biz scooter kullanıcılarının hiç alışık olmadığı bir seremoni! Arka çantada işin içine girdiğinden daha önce gördüğüm diğer metot devreye giriyor. Yan destek ayağı açıkken, sol ayağınızı sol basamağa koyup sağ elle de ön freni sıkarak, basamak üzerinde yükselip adeta ata biner gibi motora oturuyorsunuz. Böyle anlatınca karmaşık ve saçma görünse de sanırım daha mantıklı bir yolu yok. Hele ki üzerinizde kışlık pantolon, mont varsa alışana kadar bu iş büyük bir eziyet.

Motorun üzerinde her şey yolunda, ama ilk zamanlar epey büyük geliyor bana. Denge bulmak sorun değil. Tek alışmam gereken işin içine giren ayaklar ve onların ellerle koordinasyonu. Birinci vites ufak ufak turluyorum. Aslında ikinci vitese alsam işim daha kolaylaşacakmış, gaz kontrolümden kaynaklanan silkelemeden kurtulacağım. Yine de bir elim debriyajda, ufak ufak gazlıyarak ilk sürüşümü yapıyorum. Olacak bu iş.

iki dakika sonra ikinci vitesi denemeli derken üç, dört, beş gidiyorum. Kullandığım yol çok müsait, araç trafiği yok. Ufak ufak fren alıştırması. Dönüşlere alışmak çok zor geliyor. Sağ ayağım arka freni kumanda etmeye direniyor. Bu günlük yeter, eve dönüyorum.  Sonraki günlerde kat ettiğim mesafeler ufak ufak uzuyor. Yakındaki kasabalara, hatta pazara bile motorla gidiyorum. Henüz 450 kilometre yol yaptım. Daha öğreneceğim en azından geliştirmek zorunda olduğum fren tepkim gibi pek çok konu var. Scooterda bu işler gerçekten çok daha kolay. Bu arada biraz titreşimli bir motor olsa da, sele konforu konusunda bence X-max’i aratmıyor. Ayakların rahatlığı konusunda tabii ki aynı şeyi söyleyemem.

Benim gibi içerisinde “kullanabilir miyim?” şüphesi olan varsa olayları kendime göre puanlayayım;
İlk motor kullanmaya başlarken (Sym fiddle 2 125cc scooter) yaşadığım zorlanma 10/7 (bisiklet kullanma etkisi var),
125 cc.’den 250 cc.’ otomatiğe geçiş (yamaha x-max 250) 10/3,
250 cc.’otomatikten 660 cc. vitesli motora geçiş 10/8.

Bu değerlendirme tabii ki benim görüşlerimi yansıtıyor. Benim kadar inatçı bir yapınız yoksa, sanırım otomatikten vitesli motora geçişte daha küçük bir motor ile başlamak daha akıllıca olacaktır.

Tenere XT660z

Tenere ile yaklaşık 200 kilometre yol yaptıktan sonra aksesuarlarını söktürmek üzere X-max’e binip servise gittim. İnanılmaz bir şekilde o koca, rahat scooter bana çok ufak geldi. Çok dengeli olduğunu bildiğim halde kullanırken biraz çekingenlik yaşadım. Kendimi model değiştiren herkesin söylediği, biraz uyuz olarak dinlediğim şeyleri içimden söylerken budum “Büyük tekerlek daha dengelidir, vitesli motor iyidir”…

Takip ettiğim Facebook gruplarında pek çok kişi motor seçimi ile ilgili kararsız. Yaşam tarzı bence en büyük etken. Kullanmadan da hangi motorun işinize yarayacağını, hangi tarzdan hoşlanacağınızı bilmenize de imkan yok; denemek lazım!

2 comments

    1. Merhaba,
      Açıkcası beni de düşündüren konulardan biriydi sele yüksekliği. Hatta Yamaha’ya “bir oturayım şu Tenere’nin üzerine diyerek gittim”. Uzmanı değilim tabi ama size tavsiyem sizin de denemeniz. Yazı da bahsettiğim üzere yan ayaklıkta duruken binmekte bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Belki kısa duruş kalkışlarda zorlar. Ben alçaltılmış halinin görünüşünü hiç beğenmesemde Tenere’yi kit takarak 6 cm. alçaltmak mümkün. Yanlış anlaşılmasın çok daha kısa boylu kişilerin yüksek motorlar kullandığını gördüm. Ama işin keyif – eziyet kısmına diyebileceğim bir şey yok.
      Diğer motorlar için, Versys sele yüksekliği 840 mm, Tenere abs 896 mm, Tracer 845 mm. Aslında çok büyük farklar yok. Fakat Tenere bu motorların arasında arazi performansı ile ayrılıyor. Uzun yol kullanımlarında tek silindirin titreşiminden dolayı konforsuz olduğu söylensede, ben daha konforlu bir motor kullanmadığından olacak belki hiç de konforsuz bulmadım. Versys ile ilgili araştırmalarımda motora fiziki bir kusur bulan görmedim. Benim favorim buydu. Sadece satış ve servis ile ilgili sıkıntılar duydum. Tracer’da çok beğendiğim bir motor. Yeni bir model olmasından dolayı çok fazla eleştiri yok. Servis ağı ve marka kaynaklı ikinci satış değerinin iyi olduğunu düşünüyorum. Bunlara ek düşünebileceğiniz Honda’nın NC750x dtc var. Otomatik vitesli bu modelde sadece 2016 modeli önerebilirim, önceki versiyonların vites geçişlerinin sıkıntılı olduğu söyleniyor. Sele yüksekliği de 830 mm yani diğerlerinden 1 cm. daha alçak. Fiyatlarından dolayı Avrupalıları hiç saymıyorum.
      Son olarak fiyatları ne olur bilmiyorum ama 2017 yılı içerisinde pek çok büyük marka Türkiye’ye düşük cc.’de enduro ve sport turing modellerini getirecek. Kawasaki Versys 250cc gibi. Eğer satın almak için aceleniz yoksa 23-26 Şubat tarihinde yapılacak fuarı ziyaret etmenizi de öneririm.
      https://youtu.be/9Uy9pSWzatU

Aklına takılan ne varsa yazabilirsin. En kısa zamanda cevap vermeye çalışacağım.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.