Aslında yola çıkarken malzeme test etmek gibi bir düşüncem yoktu. Hatta giderken ıslanmamak için elimden geleni yaptım. Dönüş yolunda evde beni bekleyen sıcak sobanın da hatırına, üzerime geçirdiğim yağmurluğu çıkarıp su geçirmez kıyafetlerimi test etmeye karar verdim.

Karşınızda Rev’it Summit H2O eldiven – Held X Road pantolon, Alpinestars Andes Drystar mont, Teva Chair 5 bot ve Prohel yağmurluk ile yoğun yağış altında performans testi.

Bu yazıya sebep olan tamamen can sıkıntısı. Üç dört gündür evin camından, yağmurun altında yatan motorumu seyrediyorum. Wikiloc.com’dan parkurlar beğenip, Google Maps’de dağ tepe dolaşıp, kanepede göbeğimi büyütüyorum. Bir gün içerisinde tamamlayabileceğim çok güzel bir rotada planladım aslında. Motora atlayıp dolaşmak istiyorum ama hava gerçekten kötü. Bu sabah çok kararlıydım yağmur ve fırtına iyice şiddetlenene kadar.

Tam evden çıkmaktan vazgeçmişken, motorundan bazı aksesuarları satmak isteyen bir arkadaşım aradı. Kendime bunu bahane edip tam teşekküllü giyindim, sobaya da bolca odun atıp, Antalya’ya doğru yola koyuldum.

Biliyorsunuz motorla çok yol tecrübem yok. Tek ıslak zemin tecrübemi ise motora başlangıç noktam olan Thailand’da, muson yağmurları altında zorla edindim desem yalan olmaz. Bazı şeyleri deneyerek öğrenmek içimde var.

Giderken aklımda su geçirmez ekipman test etmek gibi bir fikir yok. Alpinestars Andes Drystar mont üzerimde, altına Held X Road pantolonu giydim. Teva Chair 5 botlar motor botu değil ama hem çok sıcak tutuyor, hem de su geçirmiyor. Çok da rahatlar. Biliyorum riskli tavsiyede etmiyorum ama böyle daha rahat kullanıyorum, bugün ayağımda da onlar var. Rev’it Summit H2O eldivenlerimi de elime geçirdim. Camdan bakınca daha öğlen olmasına rağmen hava karanlık, yoğun yağış var. Hal böyle olunca ne olur, ne olmaz diye hepsinin üstüne de Prohel takım yağmurluğumu giydim.

Antalya evden doksan kilometre uzaklıkta. Rüzgar ve sağnak yağmur Kemer’e kadar rahat vermedi. Sonrasında ise ara sıra yağan yağmur dışında yolda bir sıkıntı yoktu. Saat iki gibi buluştuk Volkan Bey’le. Usta motorcu, Tenereci. Abs’siz bir Tenere’si var satmayı düşündüğü. Altı senedir biniyormuş, öncesinde de çok motor eskitmiş. Motoru satarken fiyatı arttırmasın diye benim X-max’de yaptığım gibi bazı malzemeleri önceden satıyor.

Metal karter muhafaza, ayaklık genişletme en önemlisi Touratech pivot pegleri alıyorum. Sağolsun ilgili, anlayışlı. Birlikte onun motorundan söktük, benim motora taktık. Bu malzemeler ile ilgili ayrıca yazacağım. Sök-tak, muhabbet derken saat geçiyor.

Şimdi yolda arkamdan gelen bulutlar olduğumuz yere yağmuru getirdi. Ufak ufak yağmaya başlıyor. Çalışırken su geçirmez yağmurluğu ve montu çıkartmıştım. Nereden aklıma geldi bilmem; hazır yolun sonu eve sıcak sobanın başına giderken bazısu geçirmez olduğunu iddaa eden kıyafetlerimi böyle bir havada test edeyim dedim!

Bu kez Prohel yağmurluğu giymeden yola çıktım. İlk andan itibaren yağmur var. Şehirde trafik başlamış, güç bela çıkıyorum ana yola. Antalya’dan eve yağmur altında, doksan kilometre yolum var. Şehirden çıkar çıkmaz yağmur şiddetlendi, rüzgarda öyle. Bazı yerlerde rüzgardan dolayı motoru yolda tutmak bile güçleşti. Solumda deniz kabarmış, rengi turkuaza dönmüş. Sahilde dalgalar insan boyunu aşıyor.

Gelirken doksan kilometreyi bir saat on dakikada almıştım. Bu sürenin yarısında çok şiddetli olmasa da bolca yağmura yakalandım. Antalya’ya vardığımda eldivenlerim dahil hiçbir kıyafetim ıslanmamıştı, gerçi üzerimde yağmurluk vardı.

Aralıksız yağış altında tünelleri, Göynük’ü geçiyorum. Kemer’de yeni yapılan üst geçitlere geldiğimde bildiğin “nehir geçişi” yapmak zorunda kalıyorum. Benden önde bir arabanın suya dalışını görüp frenlemesem belki büyük bir tehlikede yaşayabilirdim. Yine bir mühendislik harikası! Sudan geçerken botlarımın bilek kısmına kadar su geliyor ama ayaklarım hala kuru. Buna benzer bir kaç su birikintisinde de sağlam ıslanıyorlar. Nehir geçişi demişken, bir kaç kez de şelale altından geçtim. Karşı yön, sol şeritteki araçlar (nasıl bir su biriktiyse), oradan orta refüjü bile aşarak üzerime gelen ufak şelaleler yaratıyor (biraz abarttım, kabul).

Hala kuru hissediyorum.
Bu arada hızım çok olmamasına rağmen lastikler hafif hafif kayıyor. Kıyas yapacak kadar lastik eskitmediğimden marka model ismi vermeyeceğim. Hatta belki de bu kaymalar normaldir. Yaklaşık yetmiş kilometre bu acayip yol şartları, fırtına ve yağmur altında sürdükten sonra ortamı daha iyi anlatabilmek için telefonla da olsa, bir kaç fotoğraf çekmek istedim. Sağa yanaştım, motoru park edip indim. Fakat eldivenleri çıkartınca farkettim ki ellerim sırılsıklam. Dışarısı soğuk olmadığından (8 derece civarı) sürerken anlamamış olmalıyım. Eldivenler abartılı şekilde su almış, sinirim bozuluyor. Rev’it üzerine H2O yazdığında anlamalıydım aslında. Su geçirmez yazmamış ki “su” yazmış! Montun sağ yan cebinden telefona ulaşıyorum. Ellerimin ıslaklığından yada ruh halimden olsa gerek, hafif bir nem hissetsem de telefon kuru. Fakat gel gör ki, güç bela ulaştığım telefonun şarjı bitmiş.

Zaten sinirliyim “Neyse yola devam edeyim” diyorum. Fakat eldiven ıslandığı için elim bir türlü içine girmiyor. Astar parmaklarıma takılıyor, elim içeri gitmiyor. Neredeyse beş dakika ıslak eldiveni elime oturtmaya uğraştım, zaten kalın ve kaba bir eldiven. Giyince gazı hissetmek biraz zor. Sürerken içimden söyleniyorum “Kışlık değil mi bu eldiven? Kartopu mu oynayacaktık? Tabii ki motor süreceğiz yağmur altında” diye. Özetle, almayın! Kırk beş dakika yoğun yağmurda altında içerisine su alıyor. Isı yalıtımı iyi ama verilen paraya değmez.

Kapkara bulutlar vadi aralarından geçiyor, rüzgar ağaçları eğiyor. Çok güzel bir manzara var ama benim yanımda bunu çekecek herhangi bir makine yok. Ana yoldan sapıp Olympos’a inerken, epey yavaşlayıp gördüklerimin tadını çıkarıyorum. Hava kararmaya yakın, yola çıktıktan iki buçuk saat sonra evdeyim. Motoru ağaç altına bırakmıyorum bu sefer. Hem camdan görmek istemiyorum hem de rüzgar şiddetli, düşebilecek kuru dallar tehlike oluşturuyor.

Motosiklet için yapılmasa da ayakkabı ve mont gibi bazı ekipmanları kısa sürüşlerde teste çıkartıyorum. Bence dayanıklılık, su geçirmezlik ve ısı izolasyonu gibi önemli konularda ekstrem şartları yaratarak yapılabilecek en hızlı test bu. Bir doğa yürüyüşünde veya kampta, daha önce test etmediğim bir malzeme ile perişan olacağıma, bu ekipman ile motor üzerinde geçecek on beş dakika varsa sorunu bulmak için gayet pratik bir yöntem.

Ev sıcak soba hala yanıyor. Girer girmez ekipmanlar ne alemde diye üzerimden çıkarıp bakmaya başladım;

Alpinestars Andes Drystar mont

Dışı epey ıslak, üzeri bir miktar su tutmuş. Yol boyu üşümedim. İçimde bir de polar mont vardı, ama olmasa da üşütmezdi. Daha önceki tecrübelerimden söylüyorum. Kendi üzerinde bulunan, çıkartılabilen içliği epey sıcak tutuyor. Asıl yağmur testine gelecek olursak; içerisi kupkuru, içliğin arkasına dahi geçmemiş. Biraz bilek kısmım ıslanmış, o da benim yolda durup eldiveni çıkartmamdan (güreşmemden) olsa gerek.

Ön üst sol cebi boşaltırken cüzdanımın az da olsa ıslandığını farkettim. Bu cepler karşıdan sert yağışta su alacak gibi görünüyor. Gerçi içerisinde de bol miktarda cep var. Özetle mont su geçirmez, benden tam not aldı.

Held X Road pantolon

Bu pantolonu aldığım günden beri çok seviyorum. Yazın epey sıcak tutsa da, ince bir pantolonum olsa da neden bilmem sürekli bunu kullanıyorum. Güvenli hissediyorum. Yanlardan fermuarlı olması çok kolay giyip çıkarmamı sağlıyor.

Gelelim yağmurla imtihanına;

Montu incelerken geçen iki dakikadan sonra baktığımda, pantolonun dışı bile kupkuruydu. Hiç su tutmamış. İçeride de sudan eser yok. Satın alırken bana bu pantolonu özellikle tavsiye eden Supermoto’ya tekrar teşekkürler. Pantolona da su geçirmez, tam not.

Rev’it Summit H2O eldiven

Ya ben sana ne diyeyim Rev’it! Alırken çok araştırmıştım. Aslında Sirius H2O’yu almak istemiştim ama piyasada yoktu, bunu aldım. Çok büyük farkları olduğunu düşünmüyorum. Bence tam bir hayal kırıklığı. Sobanın başına koydum yarına kadar ancak kurur. Sağ, sol ikisi de sırılsıklam. Çıkarınca elim içine giremedi. Bu bile bir sorun. Isı izolasyonu iyi ama neye yarar ki? Almayın!

Teva Chair 5 bot

Bu bir motosiklet botu değil. Ben bu botun su geçirmez özelliğini, yağmur altında performansını merak ettiğim için giydim. Yaptığımı yapmayın. Aslında -25 derecelerde kullanım için yapılmış bir kar botu. Su geçirmez ve 250 gram gibi bir ağırlığı var. Katlanıp hacmi çok çok küçülebiliyor, çantada çok az yer kaplıyor. 3M patentli thinsulate teknolojili, çok sıcak tutan, bottan ayrılabilen, çorap gibi kullanılabilen bir katmanı var. En çok bu özelliğini seviyorum. Özellikle kampta çadır içinde botu çıkarınca iç katmanı ile dolanıyorum. Çok iyi bir ısı izolasyonu var. Bugün testte, neredeyse nehir geçişi yaptım. Bot dört beş kez çok yoğun suya daldı ve sorunsuz çıktı. Tabanı çok sert değil ve kaymaz bir yapıya sahip. Epey rahat bir bot. Daha detaylı incelememi şuradan okuyabilirsiniz.

Prohel yağmurluk

Aslında günün kazananı bu yağmurluk. Fiyat performans açısından en verimli, işini yapan bir ürün. Alt ve üst ayrı. Üstü kısım bilekte gayet sıkı ve geniş bir lastiğe sahip. Boyun kısmı ayarlanabilir, amerikan cırt bantlı. Fermuarın önünde amerikan cırt bantla kapanan, su almayı engelleyen ikinci bir parça var. Alt kısmı botla giyip çıkartabiliyorum, rahatsız etmeyecek genişlikte. Yağmur yağarken hızlıca giyebilmek önemli bir ayrıntı. Bilek kısımlarında yine ayarlanabilir amerikan cırt bant var. Taşıma çantası biraz dandik ama olsun. Teşekkür ediyorum Prohel her zaman bagajımda yerin var.

Aklına takılan ne varsa yazabilirsin. En kısa zamanda cevap vermeye çalışacağım.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.