Tam “denemedim demem” demelik bir yazı ile karşınızdayım!

Günler önce motosiklet ile nasıl yurt dışına çıkılacağını, vize için gerekli evrakları anlatan “sınırı geçmek” başlıklı yazı yazmışım. Günlerce hazırlanıp, rota planlamış, eksik malzemeleri tedarik etmiş, provasını yapmışım daha da önemlisi çok heyecanlanmışım!
En önemli şeyi unutmuşum; kaçıncı dünya ülkesi vatandaşı olduğumu hesaba katmamışım! Vize başvurum reddedildi! Sonuç, sınırı geç-eme-mek!

İtalya vize talebim red aldı.

Konsolosluğun açıklaması;
8. Öngörülen ziyaretin amacı ve şartlarını gösteren kanıtlayıcı belgeler inandırıcı değildir;

Vize başvuru amacıma inanmamışlar. Oysa ki “gezeceğim” dedim sadece. Senin ne işin var Türk başına Avrupa yollarında. İnanmazlar tabii. Pek çoğunuz “Vize için ah şu ülkeden başvursaydın, vay bu evrakın eksiktir” diyecek. Durum öyle değil. Eksik olan bir şeyim de yoktu. Neye kızacağımı şaşırdım.

Şimdi ne olacak

Bu kadar hazırlık boşa gitmesin diye yeni bir vize başvuru yapılacak. Normal şartlarda vize için üç ay tekrar başvurmam mümkün değil ve red kaşesi vurulduğu için diğer konsolosluklarda da sorun yaşamam çok olası. Yine de şansımı deneyeceğim. Tekrar evrak toplanacak, yarın İtalyan Konsolosluğu ile konuşulacak, olumsuz ise başka bir ülke için başvurulacak. Rotam kırpa kırpa kuşa çevrilecek, belki dönüşüm şartlardan dolayı Barcelona (İspanya) -Civitavecchia (İtalya) feribotu ile kısaltılacak. Hatta gidişim bile (ironik ama) belki Trieste’den (İtalya) başlayacak.

Yeniden red alırsam,

Eğer moralim kalırsa, o kadar uzun olmasa da Türkiye’de bir tur yapacağım. Züğürt tesellisi ile belki böylesi daha iyidir diyerek, Batı Akdeniz – Ege sahil şeridini gezeceğim. Tecrübe edindim vs. vs. diyerek kendimi kandıracağım. Bir sonraki sene bir terslik olmasın diye vize için erken başvuru yapacağım. Yani bu yolculuk yapılacak!

Son olarak,

Artık uğraşacak halim, takatim kalmadı dersem kıçımı kırıp evimde oturacağım. Bütün kış dışarıda kar, yağmur yağarken ben elimde kahve ile camdan bakıp “Ah gidebilseydim, vay gidebilseydim” diye sızlanıp duracağım. Bazılarını kullanma imkanı bile bulamadığım malzemeler ile ilgili buraya pek çok şey yazacağım.

İşin doğrusu çok sinirliyim, üzgünüm. Mümkünse bir kaç gün görüşmeyelim. Kendinize iyi bakın!

Geç gelen edit:

Öncelikle bu kadar geciktirdiği için özür dileyeyim, sizden hatırlatma gelmese belki unutacaktım. Unutmak istediğim de bir konu o ayrı.

Uzun bir bekleyişten sonra, neredeyse bir ay sonra yeniden sevgili İtalya’dan ikinci vize talebime de “red” aldım. Zaten çok ümitli de değildim. Araştırınca şansımın epey az olduğunu öğrenmiştim. Peki sonra ben ne yaptım? Tabii ki denemeye devam ettim. Mevzu artık motorla turu yapabilmekten öte, inatlaşma haline geldi. Zaten mevsim itibari ile de tur yapmak zor bir hale gelmişti. Ben de artık pasaportumda ki şu damgadan kurtulmaya uğraştım.

Vize için tekrar Almanya’ya başvurdum. Fakat bu sefer “iş” için gidecektim. Sadece dört gün kalmak istediğimi belirttim. Hatta Almanya’da bir firmadan iş  toplantısına gideceğime dair davetiye mektubu, çalıştığım yerden bu iş için gideceğime dair yazı ve diploma fotokopime kadar neredeyse her türlü belgeyi ekledim. Bir sağlık raporu yoktu herhalde. Abartmıyorum belki altmış sayfa evrak.

Antalya nüfusuna kayıtlı olduğumdan vize evraklarım İzmir konsolosluğuna gitti. Yine bekleme sürecine girdim. Üç hafta daha geçti. Abartmıyorum artık biri “vize ne oldu?” diye sorunca yada aklıma gelince sol güzümde tik başlıyordu. Malum iş toplantıma iki gün kala hala haber yoktu vizeden. Birlikte gitmeyi planladığımız arkadaşım biletini çoktan alınmış, benden haber bekliyordu. Son bir güç ile bir gün önceki sabah konsolosluğa mail ve faks ile “Ne oldu bizim vize işi? Toplantıyı iptal etmem lazım” diye bir kaç yazı yazdım. Pek ümidim kalmamıştı ama öğleden sonra aradılar! “Vizeniz hazır, pasaportunuzu gönderiyoruz” diye. Vay be, neredeyse çığlık atacaktım. “Aman göndermeyin, yetişmez. Ben gelir alırım” dedim. Ertesi sabah erkenden havalimanına gittim. Aralıksız İstanbul – İzmir, İzmir – İstanbul, İstanbul – Berlin uçtum. Oldu bu iş.

Benim turun iptal kısmını saymazsak işin en trajikomik yanı dört gün için başvurduğum vizeye, doksan gün çok girişli vize vermeleri oldu! O pasaport üç ay önce elimde olsa kimi bilir ne anılar ile dönmüş olacaktım şimdi. Neyse ki kolay vazgeçen biri değilim. Ben bu turu yaparım!

3 comments

  1. Bu yıl ben bir arkadaşım ile birlikte yurtdışına çıktım, henüz motorum yok biz araba ile çıktık. İtalya ispanya gibi ülkeler vize sorunu yaşatıyor diye duyum alınca, şengen için yunanistan’a baş vurduk. 2 Aylık multi vize talebimize karşılık, 15 günlük tek seferlik şengen alabildik. Haliyle moralimiz çok bozuldu, neticede avrupa turu yalan oluverdi. Bu şekilde yurtdışına çıksak mecburen yunanistan’dan geri dönecektik. Bizde geri dönüş yolunu romanya üzerinden yapalım diyerek ikinci bir vizeye başvurduk. Romanya daha multi vize talebimize sadece 2 giriş hakkı tanıdı. Niyetimiz rotamızın sonlarına doğru Romanyadan ukrayna’ya geçmek, tekrar romanya ya dönerek bulgaristan üzerinden yurda dönmekti. Malesef o da yalan oldu, romanya zivesinin bir tanesi bulgaristan geçişi için gerekli çünkü, bu konuda romanya bulgaristan ortak vize gibi bir durum söz konusu. Örneğin 20 günlük romanya vizesine sahipsiniz ve dönüş için bulgaristan transit vizeniz var, bu 20 günün istediğiniz kadarını romanya da kalabilir ve kalan kısmını bulgaristan da geçirebilirsiniz. 24 Saatlik geçiş süresi var zannediyorduk, onu da öğrenmiş olduk.

    Nihayetinde seyahatimiz, sırasıyla Yunanistan (halkidiki – selanik) – Makedonya (bitola – ohrid) – Arnavutluk (tiran) – Montenegro (budva – kotor) – Bosna (mostar) – Sırbistan (belgrad) – Romanya (timişora – braşov – Raşnov – Bran – sinaia – bükreş – medgidia – vama veche) – Bulgaristan (sunny beach) şekinde gerçekleşti.

    Seyehat süresince tanıştığım Türklerden vize ile ilgili çok şikayet duydum, açıkçası çok ciddi vize sorunu var ülkemize karşı. Daha önce 6 aylık Almanya şengen vizesi almış bir arkadaş, bu sefer sadece 20 gün alabildim demişti.

    Önümüzdeki yıl bir Xmax sahibi olmayı ve yine aynı arkadaşım ile birlikte bu sefer avrupa turu yapmayı düşünüyoruz. O Xmax aldı bile, sıra bende umarım. 🙂

    Selamlar.

    1. Merhaba Hüsnü Bey,
      Ne yazık ki vize konusunda durumumuz çok vahim. Hatta tam yorumu yazdığınız gün Avrupa Parlementosu’nun Türkiye ile görüşmeleri geçici olarak durdurma kararı alması da pek bir manidar oldu.
      Siz en azında -bir miktarda olsa- gezebilmişsiniz. Verdiğiniz bilgilere de tecrübe etmeden ulaşmak zor. Umarım birilerinin işine yarar. Bildiğiniz üzere ben ilk denemede red aldım, tekrar başvurdum. Yeniden red cevabı verdiler. En azından ikinci kez red kaşesi vurmadılar pasaportuma. Artık nasıl bir azimse bendeki, bugün tekrar Alman Konsolosluğuna başvurdum. Artık niyetim motorla gitmek değil, sadece gitmek.
      Bu arada ülke içerisinde bir iki uzun tur daha yaptıktan sonra X-max’in ülkemizin bazı yollarına ve aslında benim yaşam tarzıma da uygun olmadığı kanaatine vardım. Çok güzel bir motosiklet olsada satma kararı aldım. Hatta satılmasını beklemeden yeni motorumu aldım bile. Artık bir Yamaha Tenere 660z sahibiyim. Sitenin adının hakkını vermem lazım. Yeni denemeler yapmam lazım. Çok yakında bu motor ile ilgili de paylaşımlar yapamayı umuyorum.
      X-max neredeyse herkesin beğendiği bir model, umarım çok yakında sizede kısmet olur. Belki bir yolda karşılaşır, selamlaşırız.

      İlginize çok teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle.

Aklına takılan ne varsa yazabilirsin. En kısa zamanda cevap vermeye çalışacağım.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.